HABERLER

Haberler

13 2017
23 Yaşında 52 Ülke gezmek...
Gezmek, macera, seyyah olmak... Bence bunlar hayatın anlamı. Oğlum Pamir de izimden gitmeye karar vermiş ve bu yaşına kadar elli iki ülkeyi gezme şansı elde etmiş... Kendisi ile seyahat etme sanatı üzerine küçük bir söyleşi yaptım, umarım ...

button

09 2017
Dünyanın en kısa ticari havaalanına iniş...Saba Havaalanı, Karayipler
JUANCO E.YRAUSQUIN HAVAALANI SABA, HOLLANDA ANTİLLERİ   JUANCO E.YRAUSQUIN HAVAALANI SABA, HOLLANDA ANTİLLERİ ICAO KODU: TNCS YÜKSEKLİK : 18 m/60 ft PİST DOĞRULTUSU : 12/30 PİST UZUNLUĞU : 396 m/ 1,299 ft YÜZEY : ...

button

20 2017
Zonguldak-Çaycuma Havaalanı tehlikeli mi?
Zonguldak havaalanı tehlikeli mi?   Yazılarımı okuyanlar zor meydanlara özel bir ilgimin olduğunu ve Dünyada en tehlikeli olarak addedilen onbeş havaalanı bizzat inip bu konu ile ilgili bir kitap yazdığımı da bilirler. Bahsi geçtiği zaman pilotların ...

button



Dünyanın en kısa ticari havaalanına iniş...Saba Havaalanı, Karayipler09 2017 , Tufan Sevincel


JUANCO E.YRAUSQUIN HAVAALANI SABA, HOLLANDA ANTİLLERİ
 
JUANCO E.YRAUSQUIN HAVAALANI
SABA, HOLLANDA ANTİLLERİ
ICAO KODU: TNCS
YÜKSEKLİK : 18 m/60 ft
PİST DOĞRULTUSU : 12/30
PİST UZUNLUĞU : 396 m/ 1,299 ft
YÜZEY : ASFALT
 
Tierra a la vista, tierra a la vista!!!!... Kara göründü!!!...Ana direğin tepesindeki karga yuvası denen gözlem yerinden avazı çıktığı kadar bağıran tayfa Juan de Jerez heyecanla ufukta hayal meyal seçilen küçük kara parçasını işaret ediyordu. Cristoforo Colombo, nam-ı diğer Kristof Kolomb, ticaret rüzgarları sayesinde İspanya’dan yirmibeş günde ulaştığı karayiplerin doğusunda ki adaya hemen bir filika dolusu tayfa yollayıp keşif yapmalarını istedi. Filika bile etrafı sarp kayalıklarla çevrili adaya yanaşamayınca demir atmaktan vazgeçen büyük kaşif rotasını hemen Virjin adalarına çevirdi. Seyir defterinin Aralık 1493 tarihli sayfasına bu adaya Aziz Kristofer ismini uygun gördüğünü yazdı.
Arawak kızılderililerinin arada bir uğradığı ve Kolomb’dan sonra tam yüzelli yıl ıssız bir şekilde Hollandalı sömürgecileri bekleyen 13 kilometre karelik adanın bugünkü ismi Saba.
Saba’ya dalış için mi gidiyorsunuz?...
Hayır, sadece havaalanını ziyaret edip döneceğim.
St. Maarteen’den kalkan Winair’e ait Twin Otter’da yanımda oturan genç Belçikalı cevabımdan tahmin olmamış gibi;
Yani dalış yapmayacaksınız!...
Aslında ısrarlı bir şekilde aynı soruyu sormakta son derece haklı. Saba dalış konusunda dünyanın ilk onunda yer alıyor. Biraz vaktim olsa şnorkelli dalış turlarına katılıp Karayiplerin eşsiz mercan resiflerini, çekiç burunlu köpekbalıklarını, mantaları, deniz kaplumbağalarını ve rengarenk tropik balıklarını yakından görmeyi ne kadar çok isterdim. Ama buraya geliş amacım çok farklı; Uçak gemisini inmekten farksız Juancho Yrausquin havaalanını ziyaret edip bu hata kaldırmayan yaklaşmayı yapan cesur pilotlarla tanışacağım. Sadece 395 metrelik pistiyle dünyanın en kısa ticari ve tehlikeli meydanı özelliğini taşıyan Juancho Yrausquin adanın tek düz yeri olan Flat Point’e kurulmuş. Princess Juliana havaalanından kalkışımızdan tam 15 dakika sonra sönmüş bir volkan olan Saba adası ve 877 metrelik tepesi tam karşımızdaydı. Karayip denizin enfes mavisi ile tam uyum içerisindeki adayı tamamen kaplayan yeşil örtü mükemmelbir kontrast oluşturuyordu. Kısa bir süre sonra sadece görerek şartlarda yaklaşmak zorunda olan pilotlara sanki bir deniz feneri gibi yardımcı olan ve bir kaç büyük kayadan müteşekkil Green adasının tam üzerine geldik. Bu kayalıklar hem dalgıçların hemde ender bulunan kahverengi pelikanların uğrak yeri. Bu noktadan itibaren pilot kararlı olmak zorunda; Ya inişe geçecek yada pas geçip havada bir tur atıp tekrar yaklaşacak.
Tam 12 pist başında bulunan küçük tepecik yüzünden pist orta çizgisinin neredeyse 200 metre solundan (offset) yaklaşması gereken pilot büyük bir maharetle pist orta çizgisine inmeyi becerdi. İniş takımları daha yere değmeden çalıştırdığı reverslerde hızını anormal derecede düşürünce çok kısa mesafede durdu.
Zamanda hapsolmuş hissi veren adanın tek meydanına ismini veren devlet adamı Juancho Yrausquin’nin olağanüstü çabaları ile 1963 yılında faaliyete geçen havaalanı, 1972 yılında başlayan feribot seferine kadar adaya ulaşımın tek yoluymuş. Tüm Sabalıların amele gibi çalışarak inşa ettiği toprak piste ilk inişi tek motorlu Convair L-13 uçağı ile gerçekleştiren Kaptan Rèmi de Haenan daha önce deniz uçakları ile Saba’ya yolcu taşıyormuş.
 
Dornier 28’lerle başlayan ticari uçuşlara Twin Otter’larında 1966 yılında katılmasıyla günlük uçuş sayısı beşe çıkmış. Uçağı terk etmeden önce kokpitte sohbet ettiğim Kaptan Roberto Richie aslında pistin 300 metre olduğunu başında ve sonunda kullanılmasını yasak olduğu büyük bir çarpı(X) işareti ile belirlenmiş asfalt kısım ile birlikte 395 metreye ulaştığını söyledi. Daimi yan rüzgarların ve dağlık arazi yüzünden yaşadıkları türbülansın çoğu zaman sıkıntı yarattığını belirten Kaptan Roberto genelde kalkış ve iniş için 12 pistini kullandıklarını da ilave etti. Sadece ticari uçuşlara açık olan dik yarların üzerindeki pist denizden sadece 50 metre yükseklikte. Uçağın aşırı yüklü ve havanın çok sıcak olduğu zamanlarda pist sonuna gelmelerine karşın uçağın tam olarak havalanamadığı durumlarla(overshoot) çok karşılaştıklarını ve uçağın pist sonundaki yardan aşağı doğru süzülürken hız kazandığını heyecanla anlattı.
Hollanda polisi üniforması giymiş görevlide ‘‘dalış için mi geldiniz’’ diye sorunca artık iyice hayıflanmaya başladım. 12 pistinden Kaptan Roberto’nun kalkışını seyrettikten sonrahiç vakit kaybetmeden beni havalanının fotoğrafını çekmek için daha yüksek bir yere çıkaracak bir araç aramaya başladım. Uçaktan benimle beraber inen Saba Tıp Fakültesi’nden öğrencilerle paylaştığım minibüse yerleşince hiç vakit kaybetmeden hareket eden kadın şöför nerede ineceğimi sordu. 1700 kişilik nüfusa sahip Saba’nın Tıp Fakültesine sahip olması çok şaşırtıcı... İnsanın başını döndüren keskin virajlı dik yollardan tırmanmaya başlayan minibüs şöförüne beni daha çok otellerin ve restoranların bulunduğu adanın en canlı yeri Windwardside köyüne bırakmasını söyledim.
Toprağı göremeyeceğiniz kadar sık bir bitki örtüsüne sahip olduğunu hemen fark edeceğiniz bu yemyeşil adanın yol boyunca rastladığım yerleşim yerlerinin isimleride bir başka enteresan; Yukarı Cehennem Kapısı, Aşağı Cehennem Kapısı, Dip(Bottom). Onbeş dakikada ulaştığımız Winwardside (rüzgarüstü) köyü oldukça küçük. Tüm köyü dolaşmanız yarım saat sürüyor. 150 çeşit baharatın karışımı ile şekerkamışından yapılan rom içkisi imalathaneleri ve meşhur Saba dantellerinin işlendiği atölyelerin yeraldığı köyde sadece ikiyüz kişi yaşıyor. Rengarenk boyanmış bahçe çitleri ile çevrilmiş kırmızı pancurlu beyaz boyalı ahşap köy evleri, dar ve yokuşlu sokaklar gerçekten görülmeye değer. Turistlerin buraya gelmelerindeki en büyük sebep, tüm Hollanda ve Kolonilerinin en yüksek noktasının burada bulunuyor olması. Mt. Scenery’nin eteklerini süsleyen maun, mango ve palmiye ağaçları aynı zamanda nesli tükenmekte olan yeşil iguanalara ev sahipliği yapıyor.

Windwardside’da Karayip denizinin büyüleyici görüntüsünü seyrederek yediğim öğle yemeğine bir Saba’da çok gözde olan Dominik Cumhuriyeti kökenli Presidente birasınıda ilave ettikten sonra havaalanına dönmeye karar verdim. Fakat bu sefer araçla değil yürüyerek. Şimdilerde asfalt yol ile birbirine bağlanan köyler arasında daha önce sadece keçi yollarını kullanan Saba’lılar bu adayı cennetten bir köşe haline getirmişler. Yokuş aşağı keyifli bir şekilde başladığım yürüyüşümü, ananasların, araziyi tamamen kaplamış dev boyutlardaki eğreltiotlarının, yabani orkidelerin ve daha ismini bilmediğim birçok ekzotik bitkinin ve en önemliside bu irtifadan mükemmel bir görüntü veren havaalanının fotoğraflarını da çekerek terminalin önünde bitirdim.
Terminalin hemen girişinde bulunan ‘’Flight Deck’’ kafede kahvemi yudumlarken kulede çalışan hava trafik kontrolörü Marcel Peterson ile tanıştım. Uçuşlar ve karşılaştıkları zorluklarla ilgili detaylı bilgi veren Marcel meydanda gördüğü en şiddetli yan rüzgarın 50 knot olduğunu söyledi. Saba’da yaşayan diğer 500 kişi gibi soyadı Hassell olan kontrolör Maegan ise pilotlara meydandaki rüzgar ve hava durumu ile ilgili bilgi vermekle yükümlü olduklarını anlattı. Resmi dili Hollandaca olmasına rağmen neredeyse tüm yurttaşlarına  İngilizce konuştuğu bu küçük adada biraz daha vakit geçiremediğim için üzüntülü bir şekilde beni St.Maarten’e götürecek uçağa doğru hareket ettim. Hiç kaza olmamasına rağmen dünyanın en tehlikeli meydanlarında biri ünvanını elde eden ve kendimi bir kaşif gibi hissettiren Saba’ya umarım tekrar yolum düşer. Adayı ziyaret eden bir yazarın dediği gibi’ Saba is a Jewel, Saba bir  mücevherdir".
 



Son Haberler

23 Yaşında 52 Ülke gezmek...
Gezmek, macera, seyyah olmak... Bence bunlar hayatın anlamı. Oğlum Pamir de izimden gitmeye karar vermiş ve bu yaşına kadar elli iki ...

Dünyanın en kısa ticari havaalanına iniş...Saba Havaalanı, Karayipler
JUANCO E.YRAUSQUIN HAVAALANI SABA, HOLLANDA ANTİLLERİ   JUANCO E.YRAUSQUIN HAVAALANI SABA, HOLLANDA ANTİLLERİ ICAO ...


Warning: mysql_close() expects parameter 1 to be resource, null given in /home/tufansevincel.com/httpdocs/tr/haberler.php on line 362